Nanopartiküller Hakkında

Bilim ve teknolojideki yeni keşifler nanoteknolojinin hızla gelişmesini, insan yaşamını kolaylaştıran yeni ürünlerin ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Fiziksel, kimyasal ve biyolojik yöntemler ile elde edilen nanomateryaller, yüzey-hacim oranının fazla olmasına bağlı olarak ortaya çıkan eşsiz özellikleri sayesinde ilaç ve optik sanayi, sensör üretimi, enerji depolama gibi birçok alanda kullanılmaya başlanmıştır.

Nanometre sözcüğü milyarda bir metre (1×10-9 m) anlamına gelmektedir. Moleküllerin farklı atom veya moleküller ile işlenerek 1-100 nm boyutuna indirgenmesi ile oluşan yeni yapılara nanopartikül adı verilmiştir (Şekil 2.1). Nanoteknoloji ile işlevsel, küçük hacimli, tasarruflu, dayanıklı, ucuz ve iyi nüfuz eden olağanüstü yeni özelliklere sahip maddelerin üretilmesi olanaklı hale gelmiştir.

British Museum koleksiyonunda bulunan Lycurgus kupası, Antik Roma’nın cam endüstrisindeki en önemli başarılardan biri ve nanopartiküllerin M.S. 4. yüzyıldan beri hayatımızda olduğunun kanıtı olmuştur. Dikroik camın en eski örneği olan bu kupa, doğrudan ışıkta yeşil görünürken, içinden ışık geçtiğinde kırmızı-mor görünmektedir (Şekil 2.2). İslam dünyasında ve Avrupa’da 9.-17. yüzyıllarda kullanılan parlak seramik sırların ve vitrayların, altın, gümüş ve bakır nanopartiküller içerdiği tespit edilmiştir.

Michael Faraday 1857 yılında “Philosophical Transactions of the Royal Society” dergisinde yayınlanan “The Bakerian Lecture: Experimental Relations of Gold (and Other Metals) to Light” başlıklı makalesinde, boyutu küçülen altının farklı özellikler sergilediğinden bahsederek nanoteknolojinin temellerini atmıştır. Ünlü fizikçi Richard P. Feynman’ın 29 Kasım 1959’da Amerikan Fizikçiler Cemiyeti yıllık toplantısında “There’s Plenty of Room at the Bottom” konulu konuşması, nanobilim ve nanoteknoloji çağının başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir. Feynman, kuantum elektrodinamiği alanında yaptığı çalışmalar dolayısıyla 1965 yılında Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüştür. Nanoteknoloji terimi ise ilk defa 1974 yılında Prof. Norio Taniguchi (Tokyo Bilim Üniversitesi) tarafından kullanılmaya başlanmıştır.