Alzheimer Hastalığı Epidemiyolojisi ve Genetiği

Demasın en sık görülen sebebi olan Alzheimer hastalığı, bireyler ve toplum için büyük etkileri olan büyüyen bir küresel sağlık sorunudur [6]. 2012 verilerine göre Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık 5,5 milyon Alzheimer hastası bulunmaktadır ve dünya genelinde prevalansı 24 milyon kadar yüksek olduğu tahmin edilmektedir. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin nüfuslarının hızla yaşlandığı göz önüne alındığında, sıklığın 2040 yılına kadar her 20 yılda bir ikiye katlanması beklenmektedir [4]. Dünya nüfusu yaşlanmaya devam ettikçe, risk altındaki bireylerin sayısı da artacaktır. Toplumsal yaşlanmaya bağlı olarak yaklaşmakta olan artışın büyüklüğü dikkate değerdir [74] ve önümüzdeki yıllarda maliyeti yüksek bir halk sağlığı yükü olacaktır. İngiltere ve Galler’de, demans genel olarak ölümlerin önde gelen nedenlerindendir ve 2015 yılında kaydedilen tüm ölümlerin% 11,6’sını oluşturmaktadır.


‘Alzheimer Europe’ organizasyonunun yaptığı bir araştırmaya göre, Türkiye’de 2012 yılında demans hastalarının sayısı 331,512 olarak tahmin edilmektedir ve bu
rakam toplam 74.508.771 nüfusun % 0.44’ünü temsil etmektedir. Bu rakam Türkiye’deki demanslı bireylerin sayısının, % 1.55 olan AB ortalamasından oldukça düşük olduğunu göstermektedir.

Yapılan çalışmalar AH riskinin yaklaşık % 70’inin genetik faktörlere bağlı olduğu düşündürmektedir [6]. Alzheimer hastalığı başlangıç yaşına göre erken başlangıçlı AH (EBAH) ve geç başlangıçlı AH (GBAH) olarak 2 gruba ayrılır. Hem EBAH hem de GBAH’da, aşamalı bellek kaybı ile başlayan ve ardından ciddiyetle artan demans ile devam eden klinik bir tablo görülür. Hastalığın 65 yaşından önce başlayan formu olan EBAH, tüm Alzheimer hastalarının %1-6’sını oluşturmaktadır. EBAH vakalarının yaklaşık %60’ı ailevidir ve bu vakaların %13’ünde otozomal dominant kalıtım şekli görülür [8]. EBAH için bugüne kadar 3 gende – Amyloid Beta Precursor Protein (APP), Presenilin-1 (PSEN1), Presenilin-2 (PSEN2) – görülen mutasyonlar sorumlu tutulur.
AH’nin en yaygın şekli olan GBAH ise 65 yaşından sonra başlar ve çoğunlukla sporadiktir. GBAH’ın, genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık etkileşiminden kaynaklanması muhtemeldir. GBAH için en önemli risk faktörü Apolipoprotein E (APOE) geni ε4 allel taşıyıcılığıdır [6]; ε4 allelini heterozigot olarak taşıyanların AH riski yaklaşık 3 kat artarken, ε4 allelini homozigot olarak taşıyanların riski ise yaklaşık 12 kat yükselir [7]. Ancak, APOE ε4 allelini taşıyan birçok kişinin 90 yaşına kadar hastalık belirtisi göstermeden geldiği de görülmüştür. Bu durum da GBAH için henüz belirlenmemiş diğer genetik ve/veya çevresel risk faktörlerinin varlığını göstermektedir.
AH ile ilişkili yeni aday genlerin belirlenmesi amacıyla yapılan genom boyu ilişkilendirme çalışmalarında, 20’den fazla AH risk lokusu tanımlamıştır ve ilişkili genlerin enflamasyon, kolesterol metabolizması ve endositoz yolaklarında görev aldıkları belirlenmiştir [8]. Son yapılan epidemiyolojik bir çalışma, fiziksel egzersizin bireyi AH’ye karşı koruyabileceğini hipertansiyon ve diyabetin ise AH riskini arttırdığını göstermektedir [9]. Ayrıca obezite ve demans arasında uzun zamandır bağlantı olduğu düşünülmüş ve 2015’de yapılan bir kohort çalışmasında aşırı kilonun Alzheimer riskini arttırdığı bulunmuştur [10].